
Heykeltıraş Hakkı Atamulu
Hakkı Atamulu, Türkiye Cumhuriyet tarihinin ilk heykel sanatçılarından. O zamanlar bir köy olan Derinkuyu ilçesinde, 1912 yılında doğmuştur. Balkan Savaşlarında kaybettiği babasını hiç tanımayacak, köyünden henüz çocuk yaşlarda ayrılmak zorunda kalacaktı. Bir sanatçı olarak geri döndüğünde ise kendini, halkının aydınlanması için adayacaktı.
Hakkı Atamulu, köyünden ayrıldıktan sonra yaşamını abisi ile sürdürür. Abisi, Atamulu’nun bir asker olarak yetişmesini istese de o, İstanbul Lisesi’nin parasız yatılı sınavlarını kazanarak kendi yolunu çizecektir. Burada tamamladığı lise öğreniminin ardından şimdiki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi olan, Güzel Sanatlar Akademisi’ne gitmeye hak kazanır. Akademide, önce gerçekçi doğrultudaki büstleri ile tanınan, Türk heykeltıraş Mahir Tomruk’tan, ardından da Rudolf Belling’den ders görür. Soyut heykel üreten ilk Alman heykeltıraşlarından olan Belling’in, kendine özgü yarattığı kübik tarzın örnekleri, Hakkı Atamulu’nun eserlerinde de karşımıza çıkar. “Biz ne öğrendiysek Belling’den öğrendik” diyen sanatçının eserleri daha çok kübizim ve sonrası sayılabilecek geometrik yapılardan oluşmaktadır.
Hakkı Atamulu, 1938 yılında Güzel Sanatlar Akademisi’ni bitirerek eğitim hayatına Almanya’da devam eder. Orada, ilk ustası Arno Brekker olur. 2. Dünya Savaşı’na kadar orada kalacak, Türkiye’ye dönüşü ile birlikte çok sayıda anıta imzasını atmaya başlayacaktır. Yalnız gerçekleştirdiği ve başka heykel sanatçıları ile birlikte meydana getirdiği sanat eserleri mevcuttur. Özellikle, yaptığı Atatürk anıtları ile dikkat çeker.


1946’da, Malatya’da Atatürk Anıtı’nı ve İnönü Anıtı’nı Nijat Sirel ile birlikte yontmuştur. Ardından, Nevşehir’de Damat İbrahim Paşa Anıtı‘nı yapar. İstanbul Üniversitesi önüne konulan bronz Atatürk ve Gençlik Anıtı‘nı, 1951’de Yavuz Görey ile birlikte tamamlamıştır. 1965’te Erzurum Atatürk Anıtı‘nı,1966’da Nevşehir Atlı Atatürk Anıtı‘nı yapmıştır. 1968’de Bor Atatürk Anıtı, 1976’da Hacıbektaş Atatürk Anıtı, 1979’da Mucur Atatürk Anıtı Hakkı Atamulu tarafından yontulmuştur. Samsun’da bulunan İlkadım Anıtı da sanatçının eseridir.
Güçlü tekniği ve malzemeye hâkimliği ile tanınan Hakkı Atamulu, çalışmalarında birden çok sayıda tarzla kendini göstermektedir. Öğrencilik yıllarında daha çok figüratif çalışmalar sergilerken, Anıtkabir için klasik ve yorumsal eserlere yer vermiştir. Son dönemlerinde ise yoğun olarak soyut çalışmalara eğildiği görülür.
Türkiye’nin en büyük Atatürk Anıtı
Hakkı Atamulu 1960 yılında köyüne geri döner. Bu küçük yerleşim yerinin ilçe olabilmesi için ön ayak olur. İlçe sakinleri, Atamulu’nun belediye başkanı olması hususunda ısrarcı davranınca Atamulu halkını kırmaz, aday olduğu başkanlık seçimlerini kazanarak göreve başlar. Ancak başkanlık süresi bitmeden görevi yarım bırakacaktır. İkinci kez başladığı başkanlık görevini de aynı şekilde yarım bırakır. Zannederim, köyüne hizmet etmek istese de sanatçı kişiliği siyaset yapmasına el vermez. Görev süresini tamamlamamış olmasına rağmen Derinkuyu’nun çehresini değiştirecek büyük bir projeye imza atar. 1966’nın Anadolu’sunda, küçük bir ilçede, ilk defa büyük bir kültür parkının temelleri atılır. Parkın yapımı, halkın da yardımları ile dört yıl içinde tamamlanır. Amfi tiyatro, paten kayma sahası, yüzme havuzu, kitaplık, çocuk bahçesi, gazino gibi birimlerin yanı sıra parkın içini kendi çalışmaları ile doldurur. Parka armağan ettiği en önemli eseri gene bir Atatürk Anıtı olacaktır.
Mareşal üniforması içerisindeki Atatürk Anıtı’nı ayaktan başa 9.15 metre, kaidesi ile birlikte 13.5 metre uzunluğunda olmak üzere taştan yontar. Plastik bir kütle anlayışının egemen olduğu eser, Türkiye’deki ilk arkaik üslupla yapılmış heykeldir. Bu anıt 1970 Türkiye’sinin en büyük Atatürk Anıtı olma ayrıcalığına sahip olmuştu. Bu günün Türkiye’sinde bu ayrıcalığa, 22 metre yükseklik ile Dumlupınar’da, kayaların üzerinde yürürken canlandırılmış bir Atatürk Anıtı sahiptir. Artvin Atatepe üzerinde bulunmaktadır. Parkta ayrıca, başta çam olmak üzere birçok ağaç ve bitki türüne de yer verilmiş, bu ağaçlar koruma altına alınmıştır.

Derinkuyu Park Cami
Piramit minareli cami
Hakkı Atamulu Derinkuyu’da bir de cami yaptırır. Ancak bu cami, o zamana kadar yaptırılmış hiçbir camiye benzemez. Başta anıt olarak yapmayı planlasa da sonradan camiye çevirmek istediği yapı, modern mimarisi sebebi ile halk tarafından pek hoş karşılanmamıştır. Böylece caminin inşaatı yarım kalır. Zaman zaman başlatılan zaman zaman durdurulan inşaat ancak 1989 yılında tamamlanır ve bu 18 yıllık serüvenin ardından kullanıma açılır. Cami özellikle, bir üçgen piramidi andırır halde uzanan minaresi ile dikkat çeker.
Hakkı Atamulu hayatının geri kalanını kendi köyünde ve durmadan üreterek geçirecektir. Evinin yanında bulunan atölyesinde meydana getirdiği eserler, evini ve bahçesini süsler. Evi, sanatçı kişiliğinin, İstanbul ve Avrupa yaşantısının bir yansıması gibidir. 17 Temmuz 2006’da, solunum yetmezliği sonucu hayatını kaybedene dek burada yaşayacaktır. Çağdaş medeniyetler seviyesine ulaştırmaya çalıştığı köyünde, kendi adını taşıyan bir lise, bir de cadde bulunur.
Sanat eserlerini ve kitaplarını Kayseri Erciyes Üniversitesi’ne bağışlamıştır. Bu eser ve kitaplar, üniversite bünyesindeki Kadir Has Merkez Kütüphanesi’nde bulunan Atamulu Sanatçı Evi’nde sergilenmektedir.
Hakkı Atamulu’ya ait fotoğrafları bizlerle paylaştıkları için Hakkı Atamulu’nun ailesine teşekkür ederiz.
Son söz Hakkı Atamulu’nun
Bu yurt benim yurdum, bu toplum benim toplumum; onları hep çok sevdim. Sevdiğim için de ölesiye çalıştım. İstanbul’dan uzak kalmak sanat çevreleri ile yeni kuşağın beni unutmasına neden olmuştur. Ama şimdi geriye bakıyorum da bunlar önemli değil. Çünkü ben bir yontucuyum ve çağımdan sorumluydum. Gereklerini de yerine getirdiğime inanıyorum. Hakkı’nın adı geçtiği yerde Derinkuyu’nun adı, Derinkuyu’nun adının geçtiği yerde de Hakkı’nın adı geçecek. Bu nedenle de yaşadığım zamanı sanatımla gelecek kuşaklara aktardım.




