Tarih boyunca çeşitli medeniyetlerin saldırılarına maruz kalmış olan Kapadokya, kendi savunma ve korunma sistemini, kendine özgü dokusundan faydalanarak geliştiriyor, istilacılar Kapadokya’ya akın ettiklerinde yerli halk, belki de dünyanın en güvenilir şehirleri olan yeraltı şehirlerine sığınıyordu. Sığınmakla da kalmıyor aylarca belki de yıllarca hiç dışarı çıkmadan bu şehirlerde yaşayabiliyorlardı.
Kapadokya bölgesinde, oyulmaya ve işlenmeye müsait tüf adı verilen volkanik kül kayaları, 150-200 kadar yeraltı şehrinin yapımına olanak tanımıştır. Henüz tüm kısımları gün yüzüne çıkmamış olan yeraltı şehirleri, yöre halkına göre birbirleri ile bağlantılı, tüm bölgeyi saran devasa bir “yeraltı yerleşim ağı” oluşturmaktadır.
Tümünün birbirine bağlandığı net olmasa da yöresindeki evlere tünellerle geçiş veriyor oluşu, yeraltı şehirlerinin tipik özelliğidir. Bir diğer tipik ve incelenmeye değer özelliği de büyük, ağır, girişleri kapatmak için kullanılan, dışarıdan hareket ettirilmesi imkansıza yakın, yuvarlak sürgü taşlarıdır. Tığraz adı verilen bu taşlar olduğu yerde kayaya oyularak meydana getirilir. Büyük bir tekerleği andıran tığrazların ağırlığı 200 ile 500 kilo arasında değişiklik gösterir.

Derinkuyu Yeraltı Şehri’ndeki yaşamı anlatan bir resim
Yeraltı şehirlerinin yapımına ilk olarak ne zaman ve kimler tarafından başlanıldığı hakkındaki bilgiler, bulgu ve analizler aracılığıyla yapılan tahminlerle sınırlıdır. Hitit kentlerindeki savunma sisteminde potern adı verilen yeraltı geçitlerine sıkça rastlanılmaktadır. Poternlerin yeraltı şehirlerinin giriş bölümleri ile benzeşmesi yapımının herhangi bir aşamasında, Hitit katkısının olduğu kanısını güçlendirmektedir. Bunun dışında, yeraltı şehirlerinde bulunan Hristiyanlık ile ilişkili mimari oluşumlar, MS 5-10. yy. arası Bizans Dönemi’ni işaret etmekte, 7. yy. da yoğunlaşan Arap akınlarına karşı genişletildiği düşünülmektedir. Genellikle dinsel ve savunma amaçlı kullanılan yeraltı şehirlerinin sayısının bu dönemde arttığı anlaşılmaktadır.
Derinkuyu, Acıgöl, Özkonak, Özlüce yeraltı şehirleri oluşturdukları arazi ve bünyelerinde bulunan birimler ve uygulamalar açısından benzer özelliktedir. Kaymaklı, Mazı, Tatlarin ve Nevşehir yeraltı şehirleri oluşturdukları arazinin konumu bakımından diğerlerinden farklılık gösterir.
Derinkuyu, Acıgöl, Özkonak ve Özlüce yeraltı şehirleri düz arazi içerisinde konumlanmışken, Kaymaklı ve Mazı yer altı şehirleri kayalık yamaçların altında, Tatlarin ve Nevşehir yeraltı şehirleri ise bulunduğu bölgeye genel olarak hâkim bir tepede konumlandırılmıştır.
Gizemini ısrarla korumaya devam eden bu yeraltı şehirleri arasından öne çıkanların kapılarını aralamaya çalışalım.
DERİNKUYU YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Derinkuyu Yeraltı Şehri şematik bir kesit
Derinkuyu Yeraltı Şehri, Nevşehir’e bağlı, Nevşehir-Niğde karayolu üzerinde bulunan Derinkuyu ilçesinde yer alır. İlçenin antik adı Melegobia’dır
1963 yılında tesadüfen keşfedilmesiyle başlatılan temizlik çalışmalarının ardından, 1965 yılında ziyarete açılmıştır. Günümüzde 8 katı temizlenmiş olan yeraltı şehrinin derinliği 55 metre civarındadır. Kimi kaynaklarda 12-13 kata kadar ulaşabildiği ancak bu katların henüz kapalı olduğu söylense de şimdilik bunu doğrulayacak bir kanıt bulunmaz.
Muhtemelen ilk yapıldıklarında halkın kısa dönemli sığınma ihtiyacını karşılamak için kullanılan birkaç küçük odadan oluşmaktaydı. Ancak zaman içerisinde, tarihi coğrafyadaki değişiklikler sebebiyle, bölgenin kazandığı stratejik önemin artması ve Hristiyanlığın bölgede resmi din olarak kabul edilmesi sonucu, bölge sık sık saldırılara uğrar. Bu durum başlarda küçük olan bu sığınakların sonradan genişletilerek içerisinde uzun süre yaşanabilir haldeki yeraltı şehirlerine dönüşmesini sağlamıştır.
İnsanların uzun süre saklanmak ve dolayısıyla yaşamak zorunda oluşları bu şehirlerde erzak depoları, havalandırma bacaları, şaraphaneler, kiliseler, manastırlar, su kuyuları, toplantı ve yaşam odaları gibi tüm birimlerin yapımını zorunlu kılmıştır. Diğerlerinden farklı olarak Derinkuyu Yeraltı Şehri’nde misyonerler okulu, günah çıkarma yeri, vaftiz havuzu ve örneği olmayan bir kuyu bulunmaktadır. Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin 5000 kişiye kadar barınma sağlayabileceği öngörülmektedir.
KAYMAKLI YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Kaymaklı Yeraltı Şehri
Derinkuyu Yeraltı Şehri’nin 9 km. güneyinde yer alan Kaymaklı Yeraltı Şehri, Nevşehir’e bağlı, Nevşehir-Niğde karayolu üzerindeki Kaymaklı kasabasındadır. Kasabanın antik adı Enegüp’tür.
1964 yılında ziyarete açılmış olan yeraltı şehrinin günümüzde sadece 4 katı temizlenmiş haldedir. Bu haliyle 20 metre derinliğe sahiptir.
Kaymaklı Yeraltı Şehri’ne orijinal olmayan, sonradan oluşturulmuş bir kapı ile girilmektedir. Diğer şehirlerde olduğu gibi burada da ahır kısımları hayvanların rahat giriş çıkış yapabilmesi için ilk katlarda konumlandırılmıştır. Diğer katlarda kilise, çok sayıda erzak deposu, şaraphane, mutfak, yaşam odaları, mezarlık, havalandırma bacaları ve su kuyusu mevcuttur. Bunlara ilaveten küp yerleri ve zeminin küp şeklinde oyulup içinin sıvanması ile oluşturulmuş dâhili küpler ve altı adet sürgü taşı bulunmaktadır.
Diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak, Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin üçüncü katındaki mutfak bölümünde, maden eritme taşı olarak kullanılan, çok çukurlu bir andezit taşı bulunmaktadır. Bu taşın bakır cevherini öğütmek için kullanıldığı yönünde araştırmalar yapılmıştır.
MAZI YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Mazı Yeraltı Şehri
Mazı Yeraltı Şehri, Kaymaklı Yeraltı Şehri’nin 10 km. doğusunda yer alan Mazı köyünde yer almaktadır. Köyün antik adı Mazaka’dır.
20 metre derinliğe sahip olan Mazı Yeraltı Şehri, yüksekliği 100 metreyi bulan kayalıkların batı yamacına oyulmuş haldedir. İki katı temizlenmiş durumdaki yeraltı şehrinin gezilebilir bölümlerinde 26 oda, 5 salon, 1 kilise, 4 adet sürgü taşı ve kilise içerisinde su kuyusu bulunmaktadır.
Bölgedeki kimi yeraltı şehirlerinden farklı olarak Mazı Yeraltı Şehri’nin orijinal girişi korunmuş haldedir.
ÖZKONAK YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Özkonak Yeraltı Şehri | Foto: Mustafa Taşkın
1972 yılında keşfedilmiş olan Özkonak Yeraltı Şehri’nin şimdilik açılan kısmı tek katlı olmasına rağmen bu kısım oldukça geniş bir alan kaplamaktadır. Şehir, diğer yeraltı şehirlerinden farklı olarak kızların Hristiyan ilkelerine göre eğitilmesi için oluşturulmuş dört adet rahibe manastırı ve hastane işlevi gören bir birimi bünyesinde bulundurmaktadır.
Değişik formlardaki sürgü taşları ile dikkati çeken Özkonak Yeraltı Şehri, 122/3 numaralı Divan-ı Hümayun defterinde belirtildiği üzere 9.000 metrekare alana yayılmış olan, 19 katlı, içerisinde manastırlar bulunan bir yeraltı şehridir. Bu bilgiler dikkate alındığında Derinkuyu Yeraltı Şehri’nden daha büyük olduğu ve yeraltı şehirlerine fonksiyonel anlamda farklı bir boyut kazandırdığı görülen Özkonak Yeraltı Şehri’nin gezilebilen bölümleri incelendiğinde bu bilgileri doğrulayacak kanıtlar görülmemektedir.
ACIGÖL YERALTI ŞEHRİ
Nevşehir-Aksaray karayolu üzerinde, Nevşehir’e bağlı Acıgöl ilçesinde bulunan Acıgöl Yeraltı Şehri büyük ölçüde zarar görmüş ve toprakla dolmuş haldedir. Orijinal girişini korumakta olan bu yeraltı şehrinin tek katının ufak bir kısmı gezilebilmektedir.
Yeraltı şehrinin asıl birimleri çevresindeki evler ile bağlantısı olan bir koridordan geçiş almakta, girişinde sürgü taşı bulunmamaktadır. Acıgöl Yeraltı Şehri’nin, girişinin etrafındaki evlerle bağlantılı olması, yeraltı şehirlerinin bu özelliğini göstermesi bakımından önemlidir.
ÖZLÜCE YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Özlüce Yeraltı Şehri
Nevşehir-Derinkuyu karayolu üzerindeki Kaymaklı kasabasının 6 km. batısında antik adı Zile olan Özlüce köyü yer alır. Özlüce Yeraltı Şehri bu köyde bulunmaktadır.
Tek katı temizlenmiş durumdaki yeraltı şehrinin bu katı geniş bir alana yayılmıştır ancak küçük bir kısmı gezilebilmektedir. Orijinal girişini korumakta olan yeraltı şehri farklı jeolojik özellikleri bakımından dikkat çeken iki yeraltı şehrinden biridir.
Şehrin girişinde bazalttan yapılmış, birbirine geçmeli iki kemerli mekân bulunmaktadır. Girişindeki ana mekân bu şehrin en geniş birimidir. Özlüce Yeraltı Şehri’nde oldukça uzun galeriler bulunmaktadır. Şehir hücre tipi mekânlara geçiş veren bu galerilerin zeminlerinde bulunan tuzaklar bakımından da önem arz eder.
SİVASA (GÖKÇETOPRAK) YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Sivasa Gökçetoprak Yeraltı Şehri
Çamur taşı ve aglomera fermantasyonunun içine kazınmış olan, farklı jeolojik özellikleri ile dikkatleri çeken bir diğer yeraltı şehridir.
Nevşehir iline bağlı, Gülşehir ilçesinin, Gökçetoprak köyü yakınlarında yer alan Sivasa Yeraltı Şehri, Fransız bir araştırma ekibi tarafından, 1989 yılında keşfedilmiştir.
Oldukça dar bir girişe sahip olan yeraltı şehrinin henüz iki katı açığa çıkarılmış haldedir. İkinci katta bulunan ve hala içerisinde su barındıran su kuyusunun derinliği 25 metredir. Bu iki katta da oldukça büyük çapta, asimetrik, dikdörtgen şeklinde mekânlar yer almakta, bu mekânlar birbirlerine dar ve uzun koridorlar aracılığıyla bağlanmaktadır.
TATLARİN YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Tatlarin Yeraltı Şehri
Oldukça geniş bir alanı kaplayan Tatlarin Yeraltı Şehri’nin, yalnızca iki katı temizlenmiş haldedir. Nevşehir iline bağlı, Acıgöl ilçesinin 10,00 km. kuzeyindeki Tatlarin köyünde yer alan yeraltı şehri 1975 yılında keşfedilmiş, kısmen temizlenerek 1991 yılında ziyarete açılmıştır.
Bulunduğu bölgeye hâkim haldeki bir tepeye oyulmuş olması ve birimlerinin büyük boyutlu olması ile dikkati çeken Tatlarin yeraltı şehri, bu özelliklerinden dolayı bir yeraltı şehrinden çok askeri garnizona benzetilmektedir.
Tatlarin Yeraltı Şehri’ni diğer yeraltı şehirlerinden ayıran en büyük özellik, şehrin içerisinde iki adet tuvalet bulunmasıdır. Tatlarin ve Güzelyurt dışında diğer yeraltı şehirlerinde tuvalet bulunmaz. Tuvalet ihtiyacının nasıl giderildiği konusu henüz aydınlatılamamıştır.
SARATLI KIRKGÖZ YERALTI ŞEHRİ

Saratlı Kırkgöz Yeraltı Şehri
Aksaray-Nevşehir karayolunun 3,00 km. güneyinde, Gülağaç ilçesine 14,00 km. uzaklıktaki Saratlı kasabasının güney tarafında yer alır. Saratlı Yeraltı Şehri’nin plan özelliği ve yapım tekniği göz önüne alındığında şehrin Bizans Dönemi’ni işaret ettiği görülmektedir.
Girişini güneyden alan yeraltı şehrinin kimi girişlerinde sürgü taşları kullanılmıştır. Yerinden çıkarılmış olduğu anlaşılan sürgü taşlarının yanı sıra orijinal yuvasında olanlar da mevcuttur.
Şimdiye kadar üç katı ziyarete açılmış olan yeraltı şehrinin içerisinde ahır, mutfak, su kuyuları, tandır, ocak, ambar damları gibi birimler yer almakta, bu birimler arasındaki bağlantılar dehlizler aracılığıyla sağlanmaktadır.
Mekânların giriş kısımları girişi zorlaştıracak kadar dar, mekânlar asimetrik, dikdörtgen şeklinde veya yuvarlak hatlıdır. Saratlı Yeraltı Şehri’nin iç kısımlarında yer alan kare şeklindeki kuyu 8 metre derinliktedir.
NEVŞEHİR’DE YENİ KEŞFEDİLEN YERALTI ŞEHRİ

Kapadokya Nevşehir Yeraltı Şehri
Henüz birkaç sene önce, 2014’te, Nevşehir merkezinde konumlanmış olan Nevşehir Kalesi’nin içine oyulmuş bir yeraltı şehri bulundu.
TOKİ’nin, kentsel dönüşüm amacı ile kale eteklerinde bulunan çok sayıda yerleşim yerini yıktığı sırada keşfedildi. Ortaya çıkar çıkmaz bölgenin ve hatta dünyanın, şimdiye kadar açığa çıkmış en büyük yeraltı şehri olma unvanını kazandı.
Yeraltı şehrinin bulunduğu bölge TOKİ tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na devredilmiş, 3. Derece Arkeolojik Sit Alanı ilan edilmiş, bölgede gerekli temizlik çalışmaları ve incelemeler arkeologlar eşliğinde başlatılmıştır.
Yöre halkını ve yetkilileri oldukça heyecanlandıran bu yeraltı şehrinin, 396 bin m² alanı kapladığı saptanmıştır. Birinin uzunluğu 7 kilometre devam eden birden çok galeri ile dikkat çeker. Şehir 12. yy.’a tarihlenen kilise, 6. yy.’a tarihlenen manastır, Selçuklular döneminde yapılmış olduğu sanılan bir cami, 4 adet bezirhane, ahır ve çeşitli yaşam alanları barındırır. Şehirde kandil yerleri, su künkleri denilen borular, tandırlar, ocaklar, başta lüle taşı olmak üzere çeşitli gereçler ile yapılmış yüzlerce pipo bulunmuştur. 100 bin metrekarelik alanı ziyarete açılmıştır. Tüm kısımlarının temizlenerek turizme kazandırılması için çalışılan yeraltı şehrinin içerisinde sanat galerileri, yürüyüş yolları, butik oteller ve el sanatları merkezleri, şehrin üzerinde ise köksüz bitkilerin dikilmesi ile canlandırılacak Türkiye’nin en büyük antik parkı yapılması planlanmaktadır.







