İl merkezine uzaklığı 16 kilometre olan, Nevşehir’e bağlı bir ilçedir. Kızılırmak, ilçeyi kuzey ve güney olmak üzere iki yakaya ayırır. Kuzeyi alçak dağ ve tepelerle çevrili, güneyi volkanik tüflerin oluşturduğu bir platodur. Bilinen en eski adı Arapsun’dur. 1948 yılında değişikliğe uğrayarak Gülşehir olmuştur.
İlçenin en ilgi çekici doğal oluşumu mantarkayadır. Gülşehir ve Ürgüp çevresinde görülen. mantara benzer peribacaları arasında Gülşehir’deki mantarkaya ilçenin sembolü olabilecek derecede farklılık arz eder.
İlçe tarihi genel Kapadokya tarihinden ayrı tutulamaz. Kapadokya, milyonlarca yıl önce başlayan ve milyonlarca yıl süren volkan patlamaları sonucunda bu günkü halini almıştır. Volkanlardan çıkan lav ve tüfler üst üste birikmiş, zamanla soğuyan bu tabaka doğal etkenlerle aşınmıştır. Bu tarih öncesinden gelen oluşum, Gülşehir’de de kendisini gösterir.

Prof. Dr. Okşan BAŞOĞLU
Gülşehir’de ve Kapadokya’nın kimi yerlerinde bilimsel kazılar yapan Gülşehirli Paleontolog Prof. Dr. Okşan Başoğlu ilçede zürafa, gergedan, domuz, fil, at, sığır ve sırtlan gibi hayvanların fosil kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. Bu değerli çalışmalar Kapadokya’da çok konuya ışık tutmaktadır.
İlçe sınırları içerisinde şimdiye kadar bulunan en eski insan izleri Ovaören köyündedir. Çalışmalar, Ovaören’deki Yassıhöyük ve Topakhöyük arkeolojik yerleşimlerinin Yeni Taş Devrine (MÖ 8000-5500) kadar uzanabileceği yönündedir

Açık Saray Harabeleri Gülşehir | Foto: Mustafa Taşkın
Ovaören höyüklerinin Tunç Devrinde (MÖ 3000-2000) yoğun şekilde iskân aldığı, Yassıhöyük yerleşiminin Genç Tunç Çağında (MÖ 1550-1200) Hitit İmparatorluğunun önemli merkezleri arasında olduğu yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. İlçede çok sayıda höyük bulunmaktadır.
Hititlerden sonra Kapadokya’ya hâkimiyet sağlayan Tabal Beyliği, Medler, Persler, Romalılar, Bizanslılar gibi uygarlıkların izlerine Gülşehir’de de rastlanır. İlçedeki Açık Saray harabelerinin Döllük ve Hozankaya mevkiinde sık görülen kaya mezarlarının Roma döneminden kaldığı sanılmaktadır. Açık Saray’da ve ilçenin çoğu yerinde bulunan kaya kiliseler genellikle Erken Bizans dönemine tarihlenir. Ayrıca, ilçede çok sayıda yeraltı şehri bulunur.
Açık Saray Harabeleri, Kurşunlu Camisi, Kepez, Karavezir Külliyesi, St. Jean Kilisesi ilçede önem teşkil eden tarihi eserler arasındadır.
Açık Saray Harabeleri

Açık Saray Harabeleri Gülşehir | Foto: Mustafa Taşkın

Açık Saray Harabeleri Gülşehir | Foto: Mustafa Taşkın
Bizanslılar döneminde 10-11. yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Yerleşim yeri, ortasından geçen bir dere ile ikiye ayrılır. Yol kenarında kalan kuzey bölümünde daha çok ahır işlevi gören mekânlara rastlanır. Derenin diğer tarafı kayaya oyularak oluşturulmuş, çok katlı bir yerleşim alanıdır. Kiliselerin niteliği göz önüne alındığında önemli bir piskoposluk merkezi olduğu sanılmaktadır.
St. Jean Kilisesi (Karşı Kilise)

St. John Kilisesi (Karşı Kilise) Gülşehir
Vaftizci Yahya Kilisesi veya Aziz John Kilisesi olarak da bilinir. Bozulmadan günümüze ulaşmış duvar resimlerine sahiptir. Kayaya oyularak inşa edilmiş olan iki katlı kilisenin ikinci katı sonradan eklenmiştir. İlk kat haç planlı, tek apsislidir. Duvar süslemeleri kırmızı renkte aşı boyası ile yapılmıştır. İkinci kat tek apsisli ve beşik tonozludur. Duvar ve tavanında İsa’nın hayatından çeşitli kesitler sahnelenmiştir.







