İç Anadolu’nun güneyi ile Toros Dağları’nın birbirine yaklaştığı bir noktada, Orta Kızılırmak bölümünde yer alır. Erciyes Dağı’nın eteklerini işgal eden bir ildir. Yozgat, Sivas, Malatya, Kahramanmaraş, Adana, Niğde, Nevşehir sınır komşularıdır.

Sultan Sazlığı Milli Parkı
Kapuzbaşı şelaleleri ve Sultan Sazlığı Milli Parkı, il sınırı içerisinde bulunan önemli doğal oluşumlardandır. Kapuzbaşı, 500 metrekarelik bir alan içerisinde, 7 adet şelaleden oluşur. Şelaleler, kayalardaki çatlaklardan fışkıran kaynak şelaleleridir. 30 metre ile 76 metre arasında değişen yüksekliklerden yaz ve kış aylarında durmaksızın akarlar. Sultan Sazlığı, 2002-2004 yılları arasında yapılan çalışmalara göre 48’i endemik olmak üzere 428 bitki türü barındırır. Sazlıkta bu zamana kadar en çok 321 kuş türü sayılmıştır.
Şehrin bilinen en eski adı Mazakadır. Bu isimin yerine, Roma devrinde, imparator şehri anlamına gelen Kaisareia geçer. Türklerin Anadolu’ya yerleşmesi ile şehir Kayseriye olarak anılmaya başlar, bugünkü hali ile Kayseri adını Cumhuriyet Dönemi’nde alır.
Erciyes’in eteklerinde yer alan Mazaka şehri MÖ 7.ve 8.yüzyıllarda kurulur, MÖ 5. ve 6.yüzyıllarda Med ve Perslerin hâkimiyetine girer. MÖ 280 yıllarında kurulan Kapadokya Krallığı’nın başkentidir. Krallık yıkılır ve bölge MS 17’de Roma Devleti‘nin egemenliği altına girer. Roma’nın Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmasıyla Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu’nun sınırları içerisinde kalır. 1071 Malazgirt Zaferi ile Türk topraklarına katılmıştır.

Kapuzbaşı Şelaleleri

Kültepe Höyüğü | Kaniş/Karum
Kayseri çevresinde, bilinen en eski yerleşim alanı Kültepe Höyüğü’dür. Erciyes Dağı’nın eteğinde oluşmuş olan ovanın ortasında yer alır. Hititlerin Anadolu’ya gelişinden önce Anadolu’da yaşayan yerli halk Hattiler tarafından kurulmuştur. Kültepe, MÖ 4000 yıllarından Roma Çağı sonuna kadar devamlı olarak iskân görmüştür. Büyük bir ticaret merkezi ve Hitit devletinin ilk başşehri idi.
Çeşitli uygarlıklara yaşam alanı oluşturmuş olan Kayseri’de tarihi hanlar, hamamlar, kümbetler, külliyeler, türbeler, medreseler, camiler, kiliseler çoktur. Anıtsal kültür varlıklarının yanı sıra sivil mimari alanında da çok nitelikli eserler görülür. En dikkat çekici tarihi eser, şehir merkezinde kurulu olan Kayseri Kalesi’dir.
Kayseri Kalesi ve Surları
Dış kale ve iç kale olmak üzere iki ayrı kısımda incelenir. Dış kale MS 242 yılında, Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilmiştir. Şehri güney ve batıdan kuşatır. Sığınma yerleri, gözetleme kuleleri ve burçlar barındırır. İç kale 4.yüzyılda Bizans İmparatorluğu döneminde dış surların daraltılması ile oluşturulmuştur. Selçuklular, Karamanoğulları, Dulkadiroğulları ve Osmanlılar tarafından onarım ve ilave görmüştür. 18 burca sahip olan kalede Fatih Sultan Mehmet zamanında yaptırılmış olan Fatih Camisi yer alır.
Gevher Nesibe Medresesi, Türbesi ve Çeşmesi

Gevher Nesibe Medresesi, Türbesi ve Çeşmesi
Kız kardeşi Gevher Nesibe’nin vasiyeti üzerine Selçuklu Sultanı I.Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından 1204 yılında yaptırılmıştır. Yapı; tıbbiye, şifahane ve bimarhane bölümlerinden oluşur. Anadolu’nun ilk uygulamalı tıp medresesi olması bakımından önem teşkil eder.
Hunat Hatun Külliyesi

Hunat Hatun Külliyesi
I.Alâeddin Keykubat’ın eşi Mahperi Hatun tarafından 1238 yılında yaptırılmıştır. Cami, medrese, kümbet ve hamamdan oluşur. Selçuklu mimari geleneğine bağlı kalınarak minaresiz ve ortası açık halde inşa edilmiştir. Selçuklu mimarisinin şaheserleri arasında görülür.







